• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://tr-tr.facebook.com/public/Yasemin-Mataraci‎
  • https://twitter.com/avukatyasemin

  0(505)530 55 44

Mirastan Yoksun Bırakma "Mal Kaçırma"

Mirastan Yoksun Bırakma "Mal Kaçırma" 



T.C.
YARGITAY
1. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/10825
K. 2008/1589
T. 12.2.2008
MURİS MUVAZAASI ( Temlikten Sonra Miras Bırakanın Evlendiği Kişinin Muris Muvazaasına Dayanan Davayı Açabileceği - Dava Açanın Temlik Tarihinde Mirasçı Olmadığından Söz Edilerek Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
DAVACILIK SIFATI ( Temlikten Sonra Miras Bırakanın Evlendiği Kişinin Muris Muvazaasına Dayanan Davayı Açabileceği )
TEMLİK TARİHİNDE MİRASÇI OLMAYAN KİŞİNİN HAKLARI ( Temlikten Sonra Miras Bırakanın Evlendiği Kişinin Muris Muvazaasına Dayanan Davayı Açabileceği - Dava Açanın Temlik Tarihinde Mirasçı Olmadığından Söz Edilerek Davanın Reddinin Hatalı Olduğu )
4721/m.706
818/m. 213
2644/m. 260
1.04.1974 tarih 1/2 Sayılı YİBK 
ÖZET :
      Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun benimsediği uygulamaya göre, temlikten sonra miras bırakanın evlendiği kişinin muris muvazaasına dayanan davayı açması mümkündür. Bu nedenle dava açanın temlik tarihinde mirasçı olmadığından söz edilerek davanın reddedilmesi isabetli olmamıştır. 
DAVA :
      Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı eşi Hasan'ın evlenmeden bir gün önce çekişme konusu taşınmazlarını, mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak ilk eşinden olma davalı kızlarına temlik ettiğini ileri sürerek miras payı oranında tapu iptali ve tescili isteğinde bulunmuştur. 
      Davalılar, murisin hür iradesi ile tasarrufta bulunduğunu, mal kaçırma kastıyla hareket etmediğini, öz evlatlarına karsı vecibelerini yerine getirmek arzusu ile temliki işlemi yaptığını, davacı ile evliliğine rızalarını aldığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır. 
      Mahkemece, evlilik nedeni ile edinilebilecek hakların evlilik aktinden sonra doğacağı, çekişme konusu taşınmazların evlilik aktinden önce yapılmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 
      Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 12.02.2008 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekiller ile temyiz edilen vs. vekili geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: 
KARAR :
      Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir. 
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. 
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalıların miras bırakanın ilk eşinden olma kızları, davacının ise, ikinci eşi olduğu, miras bırakanın çekişme konusu taşınmazlarını 01.06.2000 tarihinde satış suretiyle davalı kızlarına temlik ettiği ve temlikten bir gün sonra 02.06.2000 tarihinde davacı ile evlendiği, davacının, davalılara yapılan temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. 
      Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre Borçlar Kanunu'nun 18. maddesi ve 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararında ifadesini bulan muris muvazaası hukuksal nedenine dayanıldığı açıktır. 
   Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi ( mevsuf-vasıflı ) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. 
      Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 1-4-1974 tarih 1/2 Sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. 
      Hemen belirtmek gerekir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüm ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sonu olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesinde büyük önem taşınmaktadır. 
           Öte yandan miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını, mirasçıları arasında hoşgörü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağı yoktur. O halde miras bırakanın denkleştirme yapıp yapmadığı üzerinde durulması, miras bırakandan tüm mirasçılarına intikal eden, taşınır, taşınmaz ve hakların araştırılması, tapu kayıtları ve varsa öteki delil ve belgelerin mercilerinden getirtilmesi, her bir mirasçıya geçirilen malların ve hakların nitelikleri ve değerleri hakkında uzman bilirkişiden rapor alınarak paylaştırmanın mı, yoksa mal kaçırma amacının mı üstün tutulduğunun aydınlığa kavuşturulması zorunludur. 
      Mahkemece, davacının temlik tarihinde mirasçı sıfatı taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, temlik tarihinden bir gün sonra miras bırakanla evlenmekle murisin ölüm tarihinde ve terekenin açılması ile davacının mirasçılık sıfatı kazandığı kuşkusuzdur. 
      Bu durumda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.03.2000 tarih, 2000/126 esas, 2000/143 sayılı kararında belirtildiği üzere, miras bırakanın temlikten sonra evlendiği kişi tarafından muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptali ve tescili davası açabileceği öngörülmüştür. 
         Hemen belirtilmelidir ki, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan iptal ve tescil davalarında davacının yapacağı iş, kendisinden değil terekeden mal kaçırılmak için taşınmazın muvazaalı temlik edildiğini, murisin ölüm tarihinde ve dava tarihinde kendisinin de mirasçı olduğunu ispat etmekten ibarettir. 
         Bu itibarla iptal, tescil davasının açıldığı ve miras bırakanın ölüm tarihinde mirasçı olan bir kişinin temlik tarihinde mirasçı olup olmadığının aranmasına gerek olmayıp, durumun davanın açıldığı ve miras bırakanın ölüm tarihine göre değerlendirilmesi gerekir. 
      Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde işin esasına girilmesi, tarafların delillerinin eksiksiz toplanması, gerekli araştırma ve incelemenin yapılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının temliki işlemin yapıldığı tarihte mirasçı olmadığından söz edilerek yazılı olduğu üzere. davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Davacının, temyiz itirazı yerindedir.
 
SONUÇ :
      Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 550.00'şer YTL duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, 12.02.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


   Hizmetlerimiz hakkında daha ayrıntılı bilgi almak ve hukuksal konularda görüşmek için iletişim bilgilerimize Tıklayınız 




 Antalya avukatları             Antalya avukatları

Yorumlar - Yorum Yaz